544 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buhârî «Namaz»
bahsinin müteaddid yerlerinde; Ebu Dâvûd ve Nesâî dahî aynı yerlerde muhtelif
râvilerden tahrîc etmişlerdir.
Hadîs-i şerif de
mevzûbahs edilen şey Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in minberinin
hangi ağaçdan ve kimin tarafından yapıldığı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
'in onun üzerinde namaza niyetlendiği, sonra inerek yere secde ettiği
mes'elelerdir. Minber hakkında münâkaşa eden ashabın bu mes'eleyi hal için Hz.
Sehl b. Sa'd'a müracaat etmeleri ashâb-ı kiramdan o gün en yaşlı zât o olduğu içindir.
Rivayete nazaran Hz. Sehl Medine'de en son vefat eden sahâbîdir. Hicretin
doksan birinci yılında takriben yüz yaşında vefat etmişdir.
Gâbe; asıl itibârı ile
orman demekdir. Fakat burada Medine'den Şam'a giden yolun üzerine tesadüf eden
husûsî bir ormanın ismidir. Meşhur Uraneliler vak'âsı yani Urane kabilesinin
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in deve çobanına baskın yaparak
öldürmeleri ve develeri almaları hâdisesi bu yerde vuku bulmuşdur.
Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) 'in minberini yapan doğramacının ismi ihtilaflıdır. Bu bâbda
altı yedi isim sayılmışdır. Bunların içinde en ziyâde kabule mazhar olan isim
Meymûn olmasıdır. O târihde Medine'de yalnız bir doğramacı bulunuyormuş; o da
bu zatmış. Hz. Meymûn bir rivâyetde Sa'd b. Ubâde (Radiyallahû anhj'ın diğer
bir rivâyetde Ensârdan bir kadının kölesiymiş.
İbni Sa'din
«Tabakât-ında Hz. Ebu Hureyre 'den ve daha başkalarından rivayet edilen bir
hadîse göre;
Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) cum'â günleri bir hurma kütüğünün üstünde hutbe okurmuş, nihayet o
kütüğün üzerinde durmak kendisine güç geldiğini söylemiş. Bunun üzerine
Temînı-i Dârî (Radiyallahû anh) «Sana Şam'da gördüğüm gibi bir minber yapayım
mı?» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buhusûsda müslümanlarla istişare
etmiş; minber yapmasını münâsip görmüşler. Abbâs b. Abdülmuttalip (Radiyallahû
anh) usta bir kölesi olduğunu söylemiş Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
de:
«Ona emretde minberi
yapsın!» buyurmuşlar ve Minberi iki basamakla birde oturacak yerden ibaret
olmak üzere o zât yaparak yerine yerleştirmiş.»
Yine İbni Sa'd 'in sahih
bir senetle rivayet ettiğine göre;
Ashâb-ı kiram: «Yâ
Resulâllah! insanlar çoğaldı; üzerinde hutbe okuyacak bir şey yapsan münâsib
olur.» demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buna razı olmuş.
Sehl, demişki: «O gün Medine'de yalnız bir tek doğramacı vardı. O doğramacı ile
ikimiz Gâbe denilen yere gittik. İşte bu minberi ben onun ılgınından kestim.»
Görülüyorki minber
yapması için Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e müracaat edenlerle
kölenin ve sahibi olan Ensârlı kadının isimleri belli değildir.
Bâzıları doğramacı
kölenin sahibi olan Ensârlı kadının Âişe isminde olduğunu söylemişlerdir. Hattâ
bir rivâyetde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e minber yaptırmayı
bizzat bu kadın teklif etmişdir.
Minberin târihi de
ihtilaflıdır. İbni Sa'd'in rivayetine göre hicretin yedinci senesinde
yapılmışdır. Fakat bu târihe itiraz olunmuşdur. İbni Neccâr'a göre hicretin
sekizinci senesinde yapılmışdır. Ancak bunuda iik hadîsi reddetmektedir. Çünkü
o hadîsde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in minber üzerinde
bulunduğu zikredilmişdir. Hâsılı minberin hangi târihde yapıldığı yüzde yüz
kestirilememekle beraber yedi veya sekiz târihleri civarında yapıldığı
anlaşılıyor.
Tufeyl b. Ubey b. Kâ
b'in babasından rivayet ettiği bir hadîse göre;
«Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) mescidinin tavanı hurma dallarından ma'mûl bulunduğu sıralarda bir
hurma kütüğünün üzerinde hutbe okuyormuş.» Ashabından biri:
— «Yâ Resulâllah! Sen
bir minber yapsan ve cum'â günü onun üzerine çıksan da o günkü hutbeni herkes
işitse ya! demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu teklife razı
olmuş ve kendisine üç basamaklı bir minber yapılmış. Minber yapılarak Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından yerine konuldukdan sonra artık hutbeyi
onun üzerinde okumaya başlamış. Fakat minbere doğru ilerleyip eskiden üzerinde
hutbe okuduğu kütüğü geçince kütük feryada başlamış ve yarılmış, bunun üzerine
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minberden inerek kütüğü mübarek eliyle
meshetmiş ve yine minbere dönmüş.» Hz. Âişe'den bir rivayete göre;
Resûl-i Ekrem
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o kütüğü eliyle mesh ederek teskin buyurduktan
sonra kütük batmış gitmiş.» Bir rivayete göre ise;
«Kütük hâli üzere kalmış
mescid-i Nebevi yıkıldığı zaman onu Übey b. Kâ'b (Radiyallahû anh) almış kurt
yiyip dağılıncaya kadar onun yanında kalmış.» Hadîsin bir rivayetinde;
Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in:
«Eğer ben bu kütüğü mesh
etmeseydim kıyamete kadar inler dururduj»
buyurduğu
bildirilmişdir.
Bu minber tâ Hz. Muâviye
zamanına kadar böylece üc basamaklı kalmışdır. Nihayet Muâviye (Radiyallahû
anh) zamanında, ve onun emriyle Medine
valisi bulunan Mervân, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in minberine
alt kısmından üç basamak daha ilâve etmiştir. Târih kitapları onun sebebini de
şöyle izah ederler.:
Hz. Muâviye Medine
valisi Mervân'a emir göndererek Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in
minberini istemiş o da minberi söktürerek Muâviye'ye göndermek istemiş derken
tesadüfen güneş tutularak Medine karanlık içinde kalmış; o dereceki gökte
yıldızlar görünmüş. Halk bunu minberin nakline yormuşlar. Bunun üzerine
dedikodu ve gürültü büyümüş nihayet Mervân meydana çıkarak hutbe okumuş; ve
bunu kendiliğinden yapmadığını; Emirü'I-Mü'minîn'in böyle istediğini balk'a
anlatmış. İş daha fazla büyümeden minber eski yerine konmuş. Fakat bu arada alt
kısmından üç basamak daha ilâve edilmiş. Mezkûr minber uzun zaman böylece devam
etmiş nihayet 654 târihinde Mescid-i Nebevi ile birlikde o da yanmışdır. Bundan
sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in mescidine muhtelif
zamanlarda müteaddid hükümdarlar tarafından minberler gönderilmişdir.